Kategori: Anasayfa-Haberler

18 Nis

Sağlıklı gıdaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var

Covid-19 nedeniyle alınan bireysel ve kamusal önlemler, sağlıklı gıdaya ulaşma yollarından en önemlisi olan %100 Ekolojik Pazarlar’ı da etkiliyor. Pazarların güncel durumu ve alınan önlemleri Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Aslan Ünlübay’a sorduk.

Röportaj: Özce Bilge Demoğlu (Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi)

Sokağa çıkmamızın kısıtlandığı şu günlerde en önemli ihtiyaçlarımızdan biri aslında her zaman olması gerektiği gibi temiz gıdaya ulaşabilmek. Türeticiler/tüketiciler %100 Ekolojik Pazarlar’a gelirken kaygılanmalı mı? Nasıl önlemler alındı pazarlarda?

Leyla Aslan Ünlübay: Panik ve kaygı insanı daha fazla yanlışa sürükleyen duygular. Bu nedenle sakin kalarak ve sadece temel ihtiyaçlar için kontrollü bir şekilde pazarlara gelmek ya da gıda alışverişi yapmak gerekiyor. Öncelikle kişisel olarak kendi üzerimize düşeni yapmalı ve tedbirimizi almalıyız. Maske kullanmak, insanlarla iletişim kurarken gerekli mesafeyi korumak, ellerimizi iyi yıkamak bunlar bizim üzerimize düşenler. %100 Ekolojik Pazarlar’da da tüm bunlara dikkat ediliyor. Tezgahlar artık aralarında mesafe konularak kuruluyor, ürünlerin elle seçilmesine izin verilmiyor, üreticiler maske ve eldivensiz satış yapmıyor, pazarın girişinde müşteri ve pazarcılar için dezenfektan, maske ve eldiven dağıtılıyor.

Ayrıca, %100 Ekolojik Pazarlar’a gelemeyen müşterilerin organik gıdalara güvenilir bir şekilde ulaşmalarını sağlamak amacıyla; kargo yapabilecek üretici ve üretici temsilcileri, evlere servis yapabilecek %100 Ekolojik Pazar esnafı ve ürünlerini organik pazarlardan temin eden organik ürün dükkanlarını kapsayan üç ayrı liste hazırlandı. Listelere buradan ulaşılabilir.

Leyla Aslan Ünlübay

Sizin çalışma temponuzda ya da iş yükünüzde bir değişiklik oldu mu?

Leyla Aslan Ünlübay: İş yükünden ziyade pazar ile ilgili net olmayan durumların artması, yeni yollar açtı diyelim ve alternatifler geliştirmemizi sağladı. Online satış için üreticiler ile görüşmek, pazara gelemeyen kişilerin evlerine servis yapılması ile ilgili arada köprü olmak gibi daha önce yapmadığımız hizmetleri yapmaya ve ekolojik ürünlere ulaşmaya çalışanlara kolaylık sağlamaya çalışıyoruz.

Kendi gözlemlerinine dayanarak, pazar eski günlere göre daha mı kalabalık, daha mı boş?

Leyla Aslan Ünlübay: Tabii ki daha boş, çünkü birçok tüketici dışarı çıkmamayı ve pazara gelmemeyi tercih ediyor. Bazı tüketiciler her hafta değil, iki haftada bir geliyor. Bu sebeple pazar daha boş diyebilirim.

Bütün üreticiler tezgah açmaya devam ediyor mu? Açamayanlar için bir takip mekanizması geliştirildi mi/geliştirilecek mi?

Leyla Aslan Ünlübay: Bazı pazarcılar satışlar düştüğü için gelemiyor maalesef, birkaçı da sağlık tedbiri amaçlı gelmiyor. Ama yine de neredeyse pazarın % 90’ı pazarda oluyor. Alternatif olarak, pazara gelemeyen tüketiciler için daha önce bahsettiğim ürün tedarik listelerini hazırladık.

%100 Ekolojik Pazarların açık kalıp kalmaması yönünde hem türeticiler, hem de üreticiler açısından size nasıl bildirimler geliyor?

Leyla Aslan Ünlübay: Tabii ki açık kalması hem tüketici, hem üretici, hemde bizim için birinci öncelik. Ancak şartlar elverdikçe. Bu hafta sonu dışarı çıkma yasağı oldu mesela, üretici ve tüketicinin mağdur olmaması için belediye ile görüşüp pazarların hafta içi kurulmasını talep ettik ve birçoğu kabul edildi.

Daha önce Ekolojik Pazar’dan, gıda topluluklarından, kooperatiflerden alışveriş yapmamış bir kişiye içinde bulunduğumuz koşullar dolayısıyla nasıl bir çağrıda bulunabilirsin?

Leyla Aslan Ünlübay: Virüse karşı en önemli savunma bağışıklık sistemini sağlam tutmak ve güçlendirmek. Bu ancak temiz ve sağlıklı gıda tüketerek mümkün olabilir. Bu yüzden sağlıklı gıda tüketmeye her zamankinden daha fazla özen göstermeli ve sağlıklı gıda temin edebilecekleri alternatifleri kullanmalılar.

Öngörmek zor olacaktır fakat yine de Ekolojik Pazarlar’ı önümüzdeki günlerde neler bekliyor olabilir? Mesela kapanma ihtimali sence nedir?

Leyla Aslan Ünlübay: Kapanması bizim en son istediğimiz şey. Bu sebeple kapanmaması doğrultusunda çalışıyoruz. Ama dediğim gibi bir sokağa çıkma yasağı ya da pazarların kapatılması gibi bir durum söz konusu olursa hazırladığımız ürün tedarik listesi geçici bir çözüm olacaktır. Bu listeyi geliştirmeye çalışıyoruz.

12 Nis

Korona günlerinde ekolojik alışveriş

Koronavirüs salgını kapsamında uygulanan sokağa çıkma yasakları nedeniyle, hafta sonu kurulan %100 Ekolojik Pazarları’nın günleri geçici bir süreliğine değişmiştir.

Pandemi önlemlerinin devam etmesi durumunda, Şişli %100 Ekolojik Pazar çarşamba günleri; Beylikdüzü ve İzmit %100 Ekolojik Pazarlar perşembe günleri; Kartal ve Bakırköy %100 Ekolojik Pazarlar ise cuma günleri hizmet vermeye devam edecektir.

Buğday Derneği olarak, Bakanlık tarafından yayımlanan genelgeler doğrultusunda, yerel yönetimler ile sürekli irtibat halindeyiz. %100 Ekolojik Pazarlar ile ilgili alınan kararlar ve gelişmelerden haberdar olmak için iletişim ağlarımızdan bizi takip edebilirsiniz.

Ekolojik alışverişin farklı yolları

%100 Ekolojik Pazarlar’a gelemeyen müşterilerin organik gıdalara güvenilir bir şekilde ulaşmalarını sağlamak amacıyla; kargo yapabilecek üretici ve üretici temsilcileri, evlere servis yapabilecek %100 Ekolojik Pazar esnafı ve ürünlerini organik pazarlardan temin eden organik ürün dükkanlarını kapsayan üç ayrı liste hazırlandı.

 

Ürün tedarik listesi” sayfasından güncel listeleri indirebilir, üretici ve üretici temsilcileri ile doğrudan iletişime geçerek siparişlerinizi verebilirsiniz.

Gelin, gıdamızın sorumluluğunu hep birlikte alalım

Koronavirüs salgını sürecinde; Buğday Derneği, yerel yönetimler, %100 Ekolojik Pazar esnafı ve müşterilerimiz arasındaki iletişim ağlarının önemini bir kez daha görüyoruz. Bu amaçla sizleri, geçmiş dönemlerde kurulan %100 Ekolojik Pazar Facebook Grubu ve %100 Ekolojik Pazarlar Türetici (Müşteri) İletişim Ağı’na katılmaya davet ediyoruz.

%100 Ekolojik Pazarlar Türetici (Müşteri) İletişim Ağı, yani EPTA’ya katılmak için; buraya tıklayın ve gelen kutuya mail adreslerinizi yazarak talebinizi iletin. Grup yöneticileri katılımınızı onayladığında, mail adreslerinize gelen bağlantıya tıklamanız yeterli olacaktır. EPTA hakkında ayrıntılı bilgiye ve oluşturulan tüzüğe buradan erişebilirsiniz.

Facebook’taki %100 Ekolojik Pazar grubumuza ise buradan üye olarak, güncel gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

17 Mar

Zehirsiz Üretim Mümkün

Sağlıklı ürünlere yönelik talep ve artan girdi maliyetleri çiftçilerin, kimyasal-yoğun endüstriyel tarımdan vazgeçip, doğa dostu ve agroekolojik tarıma yönelmesine neden oluyor.

Endüstriyel tarım ve gıda sisteminde kullanılan yüksek düzeyde zararlı kimyasalların sağlığa ve çevreye yönelik olumsuz etkileri arttıkça kimyasal-yoğun tarım yöntemleri doğa dostu tarım yöntemleri ile yer değiştiriyor.

Özelikle pestisit zehirlenmelerine doğrudan maruz kalan, toprağı fakirleşen, hastalık ve zararlılarla eskisinden daha çok mücadele etmek durumunda kalan ve girdi maliyetleri yüzünden geliri düşen çiftçiler, bu sorunlarla uğraşmak zorunda kalmadığı doğa dostu yöntemlere geçiyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), kimyasallara dayalı çiftçiliğin dünyanın gıda ihtiyacını karşılayabilecek bir seçenek olmadığını kabul ediyor ve daha sağlıklı bir geleceğin anahtarı olarak agroekolojiye dikkat çekiyor.

Dünyada ve Türkiye’de pestisitlerin zararını fark eden pek çok çiftçi, coğrafya ve iklime uygun bir planlama ve tasarımla fiziksel, kültürel, biyoteknik, biyolojik ve mekanik mücadeleyi de içeren Entegre Zararlı Yönetimi’ni uyguluyor.

Örneğin İsveç bu teknik ve yöntemler sayesinde pestisit kullanımını, önceki döneme kıyasla yarı yarıya azaltmayı başardı. Dünyanın önde gelen pirinç üreticilerinden Endonezya ise 1986 yılında pestisit kullanımını azaltmaya yönelik destek ve çiftçi eğitimine dayalı Entegre Zararlı Yönetimi uygulaması ile pestisit kullanımını altı yılda %62 oranında azalttı ve aynı dönemde ürün verimliliğinde %10 artış sağladı.

Entegre Zararlı Yönetimi’nin yanı sıra agroekoloji, organik tarım, onarıcı tarım, pulluksuz tarım gibi zehirsiz üretim yöntemleri, meydana gelebilecek zararlara karşı benzer önlemler içeriyor. Bu yöntemleri benimseyen çiftçiler, tek tip ürün yerine farklı çeşitlerin bir arada üretimi, toprak canlılığının artırılması, hastalıklara dayanıklı yerel tohumların ekimi, zararlıları çekici tuzak ve ev yapımı doğal reçetelerin kullanılması, ürün zararlılarıyla beslenen faydalı böceklerin ortama salınması ve ekim nöbeti gibi kültürel, biyolojik, fiziksel ve biyoteknik uygulamalara yer veriyor.

Zehirsiz üretim yapan çiftçiler, ürünlerini, kompost gübreler, yeşil gübreleme, münavebeli ekim ve otlatma gibi uygulamalar sayesinde, besleyip canlı tuttukları tarım topraklarında yetiştiriyor. Bu yöntemler sayesinde canlılığını koruyan topraktan aldıkları besinleri bünyesine taşıyan bitkilerden elde edilen meyve ve sebzeler, pestisitlerin zehirleyip fakirleştirdiği topraklarda yetişenlerden çok daha besleyici ve sağlıklı oluyor.

AB tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, ekolojik meyve ve sebzeler en az %40 daha fazla antioksidan ve daha yüksek seviyede demir ve çinko içeriyor. Bu sonucun kaynağında doğal döngülere saygı var: Ekolojik üretimde yetiştirilen ürünler daha az “zorlanıyor”, yani büyümeleri genellikle daha yavaş oluyor, böylece organizmalar bileşimlerini sentezlemeye zaman bulabiliyor.

On binler zehirsiz üretim için imza verdi

Dünyada organik tarım sertifikalı çiftçilerin sayısı son 10 yılda %55 artarken, diğer doğa dostu yöntemleri kullanan çiftçilerin sayısı da hızla artıyor.

Üreticilerin doğa dostu ve agroekolojik yöntemleri tercih etmeye başlamalarının nedenleri arasında, ürünlerde pestisit kalıntısı riskiyle birlikte giderek artan sağlıklı ürün talebi de etkili oluyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Avrupa Pestisit Eylem Ağı ile ortaklaşa yürüttüğü Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında açılan kampanyayı imzalayan 130 bin kişi, sağlık ve çevre için çok tehlikeli tarım zehirlerinin yasaklanarak doğa dostu tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını talep ediyor. Proje kapsamında 100’den fazla sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, söz konusu kampanya ile, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan, zehirsiz üretimi teşvik eden tarım politikalarının hayata geçirilmesini istiyor.

İmza kampanyasına buradan ulaşabilirsiniz: Change.org/ZehirsizSofralar

Doğa dostu üretimin teminatı: Küçük çiftçiler

Doğa dostu yöntem ve teknikler, emek yoğun bir sistem gerektirdiğinden daha çok küçük ölçekli çiftlikler tarafından uygulanıyor. Köylü tarımı, endüstriyel zincire kıyasla, biyolojik çeşitliliği 9 ila 100 kat daha fazla destekliyor. Rodale Enstitüsü’nün karşılaştırmalı çalışmaları, organik üretimdeki verimin konvansiyonel üretimi yakaladığını, hatta kurak dönemlerde organik üretimdeki verimliliğin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

BM’nin Agroekoloji ve Gıda Hakkı Raporu’na göre ise, gelişmekte olan 57 ülkedeki agroekoloji projelerinde ortalama %80 verim artışı oldu. 20 Afrika ülkesindeki agroekoloji projelerinde ise 3 ila 10 yılda verim ikiye katlandı.

Türkiye’de de durum farklı değil. Araştırmacılar, Türkiye’nin ekilebilir alanlarının %76’sında yapılacak organik tarımdan elde edilecek bitkisel ve hayvansal ürünlerin Türkiye nüfusunu besleyebileceğini kanıtlıyor.

Doğa dostu tarım çiftçi gelirlerini artırıyor

Endüstriyel tarımdan doğa dostu ve agroekolojik tarıma geçen çiftçiler bir yandan sağlığını, toprağını, suyunu korurken, diğer yandan giderlerini de azaltıyor. Çiftçinin giderlerini azaltması; tarım zehiri ve kimyasal gübreler başta olmak üzere şirketlerden satın alınan girdiler yerine kendi tohumluğunu kullanmak, tuzaklar, faydalı böcekler, ev yapımı doğal reçeteler, yeşil gübreleme, kompost gibi ekolojik girdileri kullanması ile mümkün oluyor.

Ayrıca doğa dostu üretim yapan çiftçiler, ekolojik pazarlar, gıda toplulukları, üretici pazarları veya kooperatif satış noktaları kanalıyla, hem tüketicilerin kolay ve ucuz yoldan gıdaya ulaşımını sağlıyor hem de gelirini yükseltebiliyor. Bu pazarlama kanalları sayesinde aracılara giden büyük dilim çiftçiler ve tüketiciler arasında paylaşılmış oluyor.

Buğday Derneği Koordinasyon Kurulu üyesi Oya Ayman, pestisitlerin yol açtığı kirlilik ve sağlık sorunları karşısında alternatif arayışına giren üreticilerin sayısının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek arttığına dikkat çekiyor: “Temiz üretim yapmak isteyen çiftçiler, sadece organik sertifikalı tarım değil agroekoloji, onarıcı tarım, pulluksuz tarım gibi doğa dostu yöntemler hakkında bilgileniyor ve kendi şartlarına uygun modeller geliştiriyor. Tüketicilerin zehirsiz üreten çiftçiye alım garantisiyle, temiz ürün yetiştirme desteği vermesi de bu üreticilerin sayısının artmasını sağlıyor.”

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında yayımlanan Üretici Rehberi, bir yandan pestisitlerin zararlarına dikkat çekerken, diğer yandan da çiftçilerin zehirsiz üretime nasıl geçebilecekleri ve doğrudan pazarlama yolları konusunda yol gösteriyor; örnek uygulamalara yer veriyor.

Üretici Rehberi’ne buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynaklar:

  • FAO Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu.2019
  • FIBL (Research Institute of Organic Agriculture), Organic World Statistics
  • BM Özel Röportörü Olivier De Schutter. Agroekoloji ve Gıda Hakkı Raporu.2011
  • http://rodaleinstitute.org/assets/FST-Brochure-2015.pdf
  • Organik Tarım Türkiye’yi Besler. Bulut Aslan, Yonca Demir.2014
16 Şub

Çiftçi uyardı: “Otu, böceği öldüren, insanı da öldürüyor.”

Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında gerçekleşen gezide basın mensupları zehirsiz üretimin nasıl mümkün olabildiğini üreticiden dinledi.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından pestisitlerin zararları konusunda farkındalık yaratmak ve Türkiye’de pestisit kullanımını azaltmak amacıyla yürütülen Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında 15 Şubat’ta bir basın gezisi düzenlendi. Bursa Karacabey’de 20 yıldır organik tarım yapan Şaban Burhan’ın çiftliğine yapılan ziyarette basın mensuplarına proje hakkında bilgi verildi, zehirsiz üretimin nasıl mümkün olabildiği örneklerle anlatıldı.

Şaban Burhan Çiftliği, Bursa/Karacabey

Çok sayıda basın mensubunun katıldığı gezide araziler incelendi, alternatif yöntemler ve uygulamalar yerinde gözlemlendi.

Basın mensuplarına açıklama yapan ve pestisitlerin sıklıkla anıldığı üzere tarım ilacı değil, zehir olduğunu ifade eden Zehirsiz Sofralar İletişim ve Kampanya Koordinatörü Turgay Özçelik, endüstriyel tarımda zehir kullanımının tam bir çılgınlık boyutuna vardığını, bir elmaya soframıza gelene kadar ortalama 16 kez pestisit uygulandığını ifade etti: “Pestisitler toprağımızı, suyumuzu, havamızı kirletiyor; bizi, arıları, kuşları, faydalı böcekleri zehirliyor. Özellikle çocuklar pestisitlerin zararlarından en çok etkilenen grup. Yapılan araştırmalar anne sütünde, bebek mamalarında, bebeklerin göbek kordonlarında bile pestisit kalıntılarına rastlandığını gösteriyor.”

Buğday Derneği Koordinasyon Kurulu Üyesi Oya Ayman yaygın kanının aksine, pestisitlere mahkum olmadığımızı, zehirsiz de üretebilmenin mümkün olduğunu söyledi. “Organik tarım, onarıcı tarım, agroekoloji gibi pek çok yöntem; biyolojik mücadele, kültürel mücadele gibi pek çok teknik ile zehirsiz üretim yapmak mümkün. Türkiye’de yüzlerce üretici bu yöntem ve teknikleri kullanarak sürdürülebilir bir şekilde üretim yapıyor. Bugün ziyaret ettiğimiz üreticimiz Şaban Burhan bunlardan biri. Biz tüketicilere çok şey düşüyor. Alışveriş yaparken sağlıklı gıdayı tercih etmek, zehirsiz ürünü tercih etmek, Şaban Burhan gibi doğa dostu yöntemlerle üretim yapan çiftçilerimizi desteklemek anlamına geliyor.”

Dünyanın çocuklarımıza ait olduğunu ve onlara yaşanabilir bir dünya bırakmanın görevimiz olduğunu ifade eden organik tarım üreticisi Şaban Burhan, herkesin sağlıklı gıda yiyebilmesi için organik üretim yaptığını belirtti. “Otu, böceği öldüren pestisitler, insanı da öldürüyor. 20 yıl önce tarımı hiç bilmezken, şimdi organik yöntemlerle 200 dönüm arazide 85 çeşit ürün yetiştirebiliyor ve geçimimi sağlayabiliyorum. Kendi çocuklarıma ve herkese sağlıklı gıda yedirebilmek için çalışıyorum. Buğday Derneği’nin öncülüğünde kurulan %100 Ekolojik Pazarlar’da ürünlerimi satabiliyorum.”

Pestisit kullanımının toprağa zarar verdiğini ifade eden Burhan, “tarım zehirleri tüm böcekleri öldürüyor. Bu sefer, arkadan daha yoğun, güçlü ve direnci artmış bir zararlı popülasyonu geliyor. Oysa bizim kullandığımız biyolojik mücadele gibi organik tarım yöntemlerinin ‘dost işçilerimiz’ dediğimiz uğur böceği ve arılara hiçbir zararı yok, sadece zararlıyı öldürüyor. Böylece bizim dost işçilerimiz çoğalıyor.” dedi. Organik üretimin desteklenmesi gerektiğini söyleyen Burhan, alım garantisi veren projelerle tarımın sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini ifade etti. “Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin alım garantisi verdiği proje dahilinde siyez buğdayı ekiyorum. Çiftçi eğer ana kalemlerde sözleşmeli tarım yapabilirse atıl ürün olmaz ve çiftçimiz geçimini sürdürebilir.”

Zehirsiz Sofralar Mümkün

Türkiye’de pestisit kullanımı son dört yılda %51 artmış durumda. Pestisit, endüstriyel tarımda mantar, böcek, yabani otlara vs. karşı kullanılan kimyasalların genel adı. Ancak “tarım ilacı” olarak bilinen pestisitler iyileştirmiyor; toprağı, suyu, havayı, insanları, hayvanları zehirliyor. Bitkilere uygulanan pestisitlerin sadece yüzde 2’si uygulandığı alanda kalıyor; geriye kalan yüzde 98’lik kısım havaya, toprağa ve suya karışıyor.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan bazı pestisitler hayvan deneyleri dikkate alındığında, insanlar için ”kanserojen olması kuvvetle muhtemel olanlar” ya da ”muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırılıyor. Pestisitler üzerine yapılan çalışmalar, çiftçiler ve tarım işçileri üzerindeki akut etkileri dışında, alınan miktarlar görece küçük olsa da, uzun süre boyunca maruz kalındığında insanlarda kronik hastalıklara da neden olabildiğini göstermektedir. Pestisitlerin insanların sinir ve hormonal sistemine zarar verdiği biliniyor. Ayrıca araştırmalar pestisit kullanımı ile sarkomlar (bir tümör grubu), multipl miyelomlar, prostat, pankreas, akciğer gibi kanser türleri, beyin tümörleri, bilişsel ve psikomotorik fonksiyonlarda bozulmalar ve depresyon arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Çocuklarda öğrenme ve dikkat eksikliği, duyusal eksiklikler veya gecikmiş gelişim, pestisite maruz kalma sonucu en sık görülen nörolojik bozukluklar arasında yer alıyor.

Sağlığa etkilerinin yanı sıra su, toprak, biyolojik çeşitlilik, iklim üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle Buğday Derneği olarak “tarım ilacı” ve “pestisit” yerine, nasıl fareler için kullanılan pestisite “fare zehiri” deniliyorsa, “tarım zehiri” kavramını kullanmayı öneriyoruz.

Şaban Burhan’ın ve onun gibi pek çok doğa dostu üreticinin deneyimleri, zehirsiz üretimin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Tarım zehirlerine mahkum değiliz, pestisit kullanmadan da gıdamızı yetiştirebiliriz.

100’ün üzerinde kurum ve inisiyatifin yan yana gelerek oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, 23 Kasım 2019’da “Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar” başlığıyla bir imza kampanyası başlattı. Kampanyada Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve pestisitlerde kullanılan 13 etken maddenin öncelikle ve ivedilikle yasaklaması talep ediliyor.

Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında oluşturulan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, herkesi kampanyaya destek olmaya, geleceğine sahip çıkmaya çağırıyor.

Zehirsiz Kampanya linki: Change.org/ZehirsizSofralar

Zehirsiz Sofralar Projesi Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı (PAN Europe) tarafından yürütülmekte ve Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında desteklenmektedir.

Zehirsiz Sofralar Projesi ve Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı ile ilgili haberleri web sitemizden takip edebilirsiniz:www.zehirsizsofralar.org

15 Şub

Sürdürülebilir bir Ekolojik Pazar Deneyimi

Dayatılanı sorgula, çözüm ara ve fikirlerini paylaş. “Başka bir dünya mümkün” – Özce Bilge Demoğlu

Her gün kırmızı bültenle gündemde yer almıyor olsa da, Antroposen’de iklim krizi ile karşı karşıyayız. Çoğu bilim insanı harekete geçmemiz gerektiğini söylese de; bazı insanlar bırakın iklim krizini, iklim değişikliğine bile inanmak istemiyorlar. Bu konudaki farkındalık oranı değişkenlik gösterirken, duyarlı bireyler olarak çok daha fazla çaba göstermemiz gerektiğine inanıyorum.

İklim krizinin sebeplerine baktığımızda en önemli etkenin Sanayi Devrimi sonrası doğal süreci etkileyen karbon salımı olduğunu görürüz. Evimizin sıcaklığı, arabamızın benzini, gece-gündüz farkını azaltan aydınlatmaları ve diğer günlük yaşantımıza işlemiş olan tüketimin tamamını düşündüğümüzde dünyaya yıllardır nasıl bir baskı yaptığımızı anlayabiliriz. Bunların yanında bir örnek daha var ki, insanoğlunun evrim sürecini etkileyecek denli öneme sahip olmasına rağmen günümüzde kaynağı yok sayılıp, tüketiciye yabancı hale gelmiş durumda; BESLENME.

Konvansiyonel tarımla beraber iklim krizine sürüklenişimizi de hızlandırmış olduk. Kışın çilek yemeye kimse itiraz etmedi, yazın portakal yemeye de… Çünkü istediğimiz zaman istediğimiz yiyeceği elde etmek müthiş bir şeydi, doğal dengeyi bozduğumuzu düşünmediğimiz sürece. Tarım alanlarında kullanılan tüm kimyasal maddeler (tarım makinaları için kullanılan fosil yakıtlar, zirai gübreler, ve pestisitler vb.) besinlere ve çevresine geri dönülmez şekilde zarar veriyor. Günümüzde tarım ilaçları artık tarım zehiri olarak anılıyor. Ağırlıklı olarak sebze tüketiyor olmanız bile sizi sağlıklı beslenen bireyler yapmıyor, çünkü tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin gıda üzerinde kalıntı bıraktığı biliniyor. Nüfus artışı ile birlikte endüstriyel tarım iyi bir seçenek olarak gözükse de bilimsel araştırmalar sürdürülebilir organik tarım metotlarının hem insan hem dünya sağlığı için daha yararlı olacağını kanıtlamış durumda.

Buğday Derneği 2006 yılından beri bu zehirli tarım ürünlerinin karşısında durarak, tüketiciye ekolojik pazar seçeneği sunuyor. Üreticiyi destekleyip, tüketiciyi teşvik ediyor. Nisan 2020’ye kadar sürecek olan “Zehirsiz Sofralar” kampanyası ile tüm Türkiye’de farkındalık yaratmaya çalışıyor. İstanbul’da Şişli, Kartal, Beylikdüzü ve Bakırköy semtlerinde; İstanbul dışında ise İzmit ve Kayseri illerinde farklı günlerde gerçekleşen %100 Ekolojik Pazarlar‘da “gerçekten” sağlıklı gıdaya ulaşmak mümkün. Sertifika programları ve düzenli yapılan denetimler tüketici ve üretici arasındaki güveni sağlayıp, birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlıyor. Bu sebeple, ekolojik pazar destekçileri olarak bir markete gelen kasa kasa parlak, kokusuz, tatsız ve kimin ürettiği alenen belli olmayan domatesi almak yerine; tarla kokulu, ecüş bücüş, üreticisi ile sohbet edebileceğimiz domatesi almayı tercih ediyoruz.

Şişli %100 Ekolojik Pazar
Fotoğraf: Özce Bilge Demoğlu

Yaklaşık 1 yıldır evimin 5 dakika uzağında kurulan halk pazarı yerine, Şişli Ekolojik Pazarı’na gitmeyi tercih ediyorum. Bu serüven benimle başlamış olsa da şu an tüm ailemi sarmış durumda. İlk günler diğer pazarlara göre ekolojik pazarın daha pahalı olmasından yakınan babam, organik üretimin ne kadar meşakkatli olduğunu anladığında destek vermeye başladı. Annem sebze meyvelerin lezzetine varınca alışveriş listesini kendi hazırlamaya başladı. Ağabeyimin klasikleşen sorusu ise “bu hafta pazara gidiyor musunuz?” oldu. İhtiyaçlarımıza göre bu sorunun yanıtı değişiklik gösterse de yalnızca tazelere değil, vegan ve organik bakım ürünlerine ulaşma isteğimiz de bizi yine ekolojik pazarlara yönlendirdi.

Doğaya saygılı üretici ve üretici temsilcilerinden oluşan koca bir aileye biz de çekirdek ailemizle dahil olduk. Bizi takip eden arkadaşlarımız, akrabalarımız oldu. Isırgan otundan çorba yapmayı öğrendik, şimşir ve el işçiliğinin değerini anladık, eskiden kullandığımız deterjanların kendimize ve doğaya nasıl zarar verdiğini dinledik, biz neler neler kaçırmışız dedik, neleri nelere tercih etmişiz dedik, geç olsun güç olmasın dedik. Kocaman bir şehirde tüketici olmaya alışmışken, bize daha yakın gelen, huzurlu bir yola sapmış bulunduk.

Ekolojik Pazarları diğer market ve pazarlardan ayıran bir diğer özellik ise  plastik poşet yerine kese kâğıtları kullanılıyor olması. Fakat bu kese kâğıtları, poşetler yerine geçebilecek en uygun taşıma yöntemi gibi görünse de o kadar masum değil.

Türkiye genelinde kâğıt-karton tüketimi yıllık yaklaşık 6 milyon ton. Geri dönüşüm oranı ise %40 civarında. [1] Sırf kesilmek için yetiştirilen ağaçlar olması, onları hoyratça kullanmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Ne olursa olsun bir ağacın yetişmesi ve geri dönüştürülmesi için harcanan enerji ve su miktarı, şu an içinde bulunduğumuz iklim krizi açısından onarıcı değil. Bu durumda belki de alışverişe kendi file-bez çantalarımızla gitmek, sandığımızdan çok daha fazla tasarrufa neden oluyor.

Kartal %100 Ekolojik Pazar
Fotoğraf: Özce Bilge Demoğlu

Ayrıca, karton bardakların iç yüzeyleri plastikle kaplandığı için geri dönüştürülemediğini biliyor muydunuz? Bu bilgiyi yaklaşık 1 sene önce öğrendiğimde, yalın kartonun ısı halinde büzüşeceği ihtimali yıllarca nasıl aklıma gelmedi diye çok şaşırmıştım. Dayatılan her şeyi sorgulamamız gerektiğini o zaman anladım.

Bu sebeple, özellikle ekolojik pazara giderken, file ve bez çantalarımın yanında termosumu da almayı unutmamaya gayret ediyorum ki vitamin deposu meyve sularını içmekten, kullanıldığını gördüğüm onca pipet ve karton bardaklar sebebiyle mahrum kalmayayım. Bakınız, 5 dakikacık kullanılan pipetler ne sonuçlar doğuruyor.

Ekolojik pazar için yanınızda getirmenizi önerebileceğim başka malzemeler ise yeme araç-gereçleri. “Eeh yok artık” dediğinizi duyar gibiyim… Demeyin efendim; ben yapıyorum, çok da kolay oluyor. Unutmayın, Avrupa’da her yıl yaklaşık 25 milyon ton plastik çıkıyor. Bu atıkların %30’undan azı geri dönüştürülebiliyor. Çöp haline gelen yaklaşık 8 milyon ton plastik denizlere karışıyor, geri kalanı ya gömülüyor ya da yakılıyor. [2]

Burada asıl mesele, sizin gün içinde ne yapmak istediğinize karar verebiliyor olmanız. Ben her pazar yolculuğumda elbette termos taşımıyorum. Sabah, “bugün zencefilli bir portakal suyu içeyim” dersem termosumu yanıma alıyorum misal. Bir başka örnek ise, “bugün organik malzemeler kullanılarak hazırlanmış tatlılardan, börek çöreklerden yiyeyim” isteği. Böyle durumlarda tercihim yine pazardan aldığım şimşir çatalı ve tabak niyetine kullanabileceğim evden herhangi bir kabı yanıma almak. Böylelikle bu kabı paket yapıp yanıma almak için de kullanabiliyorum. Vicdanım rahat, midem mutlu ayrılıyorum canım Şişli %100 Ekolojik Pazar’dan.

Kartal %100 Ekolojik Pazar
Fotoğraf: Özce Bilge Demoğlu

Bu yazıyı okuyor olmanız farkındalığı yüksek bireyler olduğunuzu gösteriyor. Yani ilk paragrafta belirttiğim gibi, sizin de yapmanız gereken çok şey var. Yaşayabileceğimiz tek gezegene el verelim, yarattığımız krizi durdurmak ve geriletmek bizim elimizde! Dayatılanı sorgula, çözüm ara ve fikirlerini paylaş. “Başka bir dünya mümkün” ☺

Yazan: Özce Bilge Demoğlu (Buğday Gönüllü İletişim Ekibi)

Kaynaklar:

[1] Rakamlarla Kağıt ve Ağaç Tüketimi

[2] Döngüsel Ekonomiye Geçişin Anahtarı: Plastik, Yavuz EROĞLU, PAGEV/PAGÇEV

 

11 Şub

Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Fuarı’nda Buluşuyoruz

Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Fuarı 5-8 Mart 2020 tarihleri arasında, ICC İstanbul Kongre Merkezi Harbiye’de gerçekleşecek.

Küre Fuarcılık tarafından organize edilen ve İstanbul Büyükşehir Belediyesince desteklenen Fuar, 5 Mart 2020 Perşembe günü saat 11.00’de açılacak. Dört gün süresince ziyaret edilebilecek olan fuar; doğal, organik gıda ürünleri, bitkisel ürünler, mikro filizler ile firmalara, çiftliklere, ekolojik pazarlara; coğrafi işaretli ürünleri, yöresel lezzetleriyle, doğal tarım uygulamalarıyla, atıksız mutfaklar çalışmalarıyla belediyelere ev sahipliği yapacak.

Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Fuarı – Seminer Programı

Bu yıl 9.’su düzenlenen fuar, herkesin katılımına açık ve ücretsiz olacak. Katılımcı kuruluşların sağlıklı ikramları, sürpriz tatil ve kampanyaları, hediyeleri ile geniş bir katılımla gerçekleşecek.

Buğday Derneği olarak, TaTuTa, %100 Ekolojik Pazarlar ve Zehirsiz Sofralar projelerimiz ile bizim de yer alacağımız fuar hakkında daha detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

22 Ara

Kartal %100 Ekolojik Pazar 10. Yılını Kutladı

İstanbul Anadolu Yakası’nın ilk organik pazarı Kartal %100 Ekolojik Pazar’ın 10. yaşı, 22 Aralık Pazar günü pazar alanındaki Zehirsiz Sofralar söyleşi ve belgesel gösterimi, atölyeler, müzik dinletileri ve 10. yıla özel indirimler ile kutlandı.

Kartal Belediyesi yönetiminde ve Buğday Derneği’nin destek ve danışmanlığında 20 Aralık 2009 tarihinde kurularak; sadece organik sertifikalı ürünlerin sağlıklı ve güvenilir bir model ile üretici veya temsilcileri tarafından, en uygun fiyata ve taze bir biçimde tüketicilere ulaşmasına olanak sağlayan Kartal %100 Ekolojik Pazar, 10. yılında da zehirsiz gıdaları soframıza getirmeyi sürdürüyor.

10. yıl etkinlikleri, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından düzenlenen “Zehirsiz Sofralar” söyleşi ve belgesel gösterimi ile başladı. Katılımcılar, Zehirsiz Sofralar Kampanya ve İletişim Koordinatörü Turgay Özçelik ve Zehirsiz Sofralar Proje Asistanı İpek Peker’den tarım zehiri pestisitlerin yasaklanmasına yönelik 100 kurum ve inisiyatifin bir araya gelmesiyle yürütülen Zehirsiz Sofralar projesini dinlerken; proje kapsamında hazırlanan belgesel ile konunun uzmanlarından pestisitlerin zararları ve zehirsiz doğa dostu yöntemler hakkında bilgiler edindiler.

  • Zehirsiz kampanyayı buradan imzalayarak destek olabilirsiniz.

Kutlama etkinliklerinin açılışında konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, “Kartal %100 Ekolojik Pazar’ımızın 10. yılını kutluyoruz. Bundan on yıl önce, 2009 yılında bir önceki dönem belediye başkanımız ve Buğday Derneği ile beraber bir yolculuk başladı. O dönem Buğday Derneği başkanı Victor Ananias da bu işin içerisindeydi ve öncülerindendi. Biz bugün bu geleneği devam ettiriyoruz. Ekolojik pazarımızın daha iyi şartlarda hizmet verebilmesi için hem üreticilerle hem tüketicilerle iş birliği içerisinde olmaya çalışıyoruz. Anadolu Yakası’nın ilk, İstanbul’un ikinci ekolojik pazarı olma özelliğini korumaya ve büyütmeye çalışıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel konuşmasının ardından Ekolojik Pazar’ı gezerek alışveriş yaptı ve vatandaşlar ile sohbet etti. Buğday Derneği’nin standından Zehirsiz Sofralar projesi hakkında bilgi alan ve kampanyaya imzasını atarak desteklerini belirten Yüksel; zehirli gıdaları sofrasında istemediğini vurgulayarak, Zehirsiz Sofralar’ı hayata geçirmek için iyi bir mücadele gerektiğini söyledi.

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel

  • Zehirsiz kampanyayı buradan imzalayarak destek olabilirsiniz.

Organik Tarım Sektörünün Öncüsü

Kurulduğundan bu yana organik tarım sektörünün öncü girişimlerinden biri olan Kartal %100 Ekolojik Pazar, açıldığı günden beri hem Kartal halkına hem de Anadolu Yakası’nın çeşitli ilçelerinden gelen müşterilere hizmet veriyor. Haftalık taze meyve ve sebze satışı 5-5.5 ton arasında olan pazarda mevsimin tüm ürünlerinin yanı sıra hayvansal ürünlerden şifalı bitkilere, kuru yemişten deterjana, çikolatadan birçok gurme ürüne kadar organik sertifikalı yüzlerce ürüne ulaşmak mümkün.

Kartal %100 Ekolojik Pazar’a Mersin, Hatay, İzmir, Beypazarı, Zonguldak Alaplı ve Gökçeada gibi Türkiye’nin birçok noktasından gelen üreticiler, organik ürünlerini zehirsiz gıda talep eden tüketiciler ile buluşturuyor. Pazar, yeni üreticiler veya mevcut üreticilerin yeni ürünleri ile her geçen gün organik ürün bereketini daha da artırıyor.

Zehirsiz Pazarlar Mümkün

Ekolojik tarım, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren bir tarım şekli olduğu için tarım zehiri pestisitler, hormonlar ve kimyasal gübrelerin kullanılmadığı, sürdürülebilir ve en yaygın yöntem. Ekolojik tarım yöntemi ile üretilen ürünlerde GDO kullanımı kesinlikle yasaktır.

Sadece organik sertifikalı ürünlerin satıldığı %100 Ekolojik Pazarlar, ekolojik tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte, gelecek kuşaklar için daha yaşanabilir bir dünya ve sağlıklı bir toplum yolunda dönüşüme hizmet ediyor.

 

Türkiye’de ekolojik ürünlerin ve pazarların yaygınlaşmasına ön ayak olan Buğday Derneği’nin öncülüğünde, Şişli’den sonra Kartal, Bakırköy ve Beylikdüzü’nde; İstanbul dışında ise Kayseri Kocasinan’da ve İzmit’te %100 Ekolojik Pazarlar açıldı. Böylece ekolojik ürünler daha çok tanınır, bilinir ve ulaşılabilir hale geldi.

Her Şey Kayıt Altında ve İzlenebilir

Buğday Derneği, oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar Standartları ile organik pazarların sağlıklı işleyen ve güvenilir bir model olarak yaygınlaşmasına öncülük ederek, üstlendiği bu rolü, hazırladığı internet veritabanı ile daha da ileriye taşıyor. Yerel yönetim yetkilileri, ürünlerin satış verilerini tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat ve mali belgeler bazında kayıt altına alıyor. Ayrıca %100 Ekolojik Pazarlar’da satılan tüm ürünlere ait  tüm sertifikalara ekolojikpazarlar.org adresinden ulaşılabiliyor.

Belediyelerin yanı sıra, Buğday Derneği ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da denetimleri yapılan Pazarlar’da, düzenli olarak ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlara gönderiliyor. Kalıntı çıkan veya sertifika kapsamı dışında ürün sattığı tespit edilen üreticiler ve esnaf pazardan men ediliyor.

Güvenilir Gıda İçin Organik Tarım Desteklenmeli

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl en az 3 milyon kişi pestisit zehirlenmesine maruz kalmaktadır. Her yıl büyük çoğunluğu tarım sektör çalışanlarının oluşturduğu 20 bin kişi yanlış pestisit uygulamaları nedeniyle ölmektedir.

Kullanılan kimyasalların gıdada bıraktığı kalıntılar vücudumuza alınarak birikmektedir. Biriken kimyasallar kanser, üreme bozuklukları, hormon dengelerinde bozukluklar, bağışıklık sistemi sorunları, sinir sistemi rahatsızlıkları (beyin gelişiminde zarar, depresyon, konsantrasyon bozukluğu vs ), alerjiler, astım gibi birçok sağlık sorununa sebep olabilmektedir.

  • Zehirsiz kampanyayı buradan imzalayarak destek olabilirsiniz.

Araştırmalar, endüstriyel, yoğun tarımda kullanılan pestisitler ve sentetik kimyasal gübrelerin, yanlış toprak işleme uygulamalarının toprağı fakirleştirdiği, yeraltı sularını kirlettiği için sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Petrol ve ürünlerine dayanan bu tarım sistemi toprağın tuzlanmasına sebep olmakta, küresel iklim değişikliğini de ciddi biçimde etkilemektedir. Ayrıca zamanla hastalık etmenleri ve böceklerin pestisitlere karşı direnç geliştirdikleri, dirençli tür sayısının arttığı tespit edilmiştir.

Organik üretimin, dünyada hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayacağını iddia eden konvansiyonel tarım savunucularının aksine, bilimsel araştırmalar organik tarımın dünyayı besleyebileceğini kanıtlıyor. Sağlıklı, güvenilir gıda hakkımızı korumak ve doğanın sürdürülebilirliğini sağlamak için organik tarım ve organik ürünler desteklenmeli.

16 Ara

Kartal %100 Ekolojik Pazar 10. Yaşını Kutluyor

İstanbul Anadolu Yakası’nın ilk organik pazarı Kartal %100 Ekolojik Pazar 22 Aralık Pazar günü 10. yaşını kutluyor.

Kartal Belediyesi yönetiminde ve Buğday Derneği’nin destek ve danışmanlığında 20 Aralık 2009 tarihinde kurularak; ekolojik sertifikalı ürünlerin sağlıklı ve güvenilir bir model ile tüketicilere üretici veya temsilcileri tarafından, en uygun fiyata ve taze bir biçimde ulaşmasına olanak sağlayan Kartal %100 Ekolojik Pazar 10. yılında da tüketicilere temiz, güvenilir ve sertifikalı organik ürünler sunmaya devam ediyor.

Kartal %100 Ekolojik Pazar’ın 10. yaşı, 22 Aralık’ta pazar alanındaki Zehirsiz Sofralar söyleşi ve belgesel gösterimi, atölyeler, müzik dinletileri ve 10. yıla özel indirimler ile kutlayacak. Buğday Derneği, artık gelenekselleşen bu etkinliklere tüm İstanbul halkını davet ediyor.

“Bu pazar bir alışverişten, ekolojik sebze meyveden çok öte; bir hareket, bir ‘halk platformu’, bir paylaşım mekânı…” – VICTOR ANANIAS

Kartal %100 Ekolojik Pazar

Organik Tarım Sektörünün Öncüsü 

Kurulduğundan bu yana organik tarım sektörünün öncü girişimlerinden biri olan Kartal %100 Ekolojik Pazar, açıldığı günden beri hem Kartal halkına hem de Anadolu Yakası’nın çeşitli ilçelerinden gelen müşterilere hizmet veriyor. Haftalık taze meyve ve sebze satışı 5-5.5 ton arasında olan pazarda mevsimin tüm ürünlerinin yanı sıra hayvansal ürünlerden şifalı bitkilere, kuru yemişten deterjana, çikolatadan birçok gurme ürüne kadar organik sertifikalı yüzlerce ürüne ulaşmak mümkün.

Kartal %100 Ekolojik Pazar’a Mersin, Hatay, İzmir, Beypazarı, Zonguldak Alaplı ve Gökçeada gibi Türkiye’nin birçok noktasından gelen üreticiler, organik ürünlerini zehirsiz gıda talep eden tüketiciler ile buluşturuyor. Pazar, yeni üreticiler veya mevcut üreticilerin yeni ürünleri ile her geçen gün organik ürün bereketini daha da artırıyor.

Zehirsiz Pazarlar Mümkün 

Ekolojik tarım, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren bir tarım şekli olduğu için tarım zehiri pestisitler, hormonlar ve kimyasal gübrelerin kullanılmadığı, sürdürülebilir ve en yaygın yöntem. Ekolojik tarım yöntemi ile üretilen ürünlerde GDO kullanımı kesinlikle yasaktır.

Sadece organik sertifikalı ürünlerin satıldığı %100 Ekolojik Pazarlar, ekolojik tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte, gelecek kuşaklar için daha yaşanabilir bir dünya ve sağlıklı bir toplum yolunda dönüşüme hizmet ediyor.

Türkiye’de ekolojik ürünlerin ve pazarların yaygınlaşmasına ön ayak olan Buğday Derneği’nin öncülüğünde, Şişli’den sonra Kartal, Bakırköy ve Beylikdüzü’nde; İstanbul dışında ise Kayseri Kocasinan’da ve İzmit’te %100 Ekolojik Pazarlar açıldı. Böylece ekolojik ürünler daha çok tanınır, bilinir ve ulaşılabilir hale geldi.

Her Şey Kayıt Altında ve İzlenebilir

Buğday Derneği, oluşturduğu %100 Ekolojik Pazar Standartları ile organik pazarların sağlıklı işleyen ve güvenilir bir model olarak yaygınlaşmasına öncülük ederek, üstlendiği bu rolü, hazırladığı internet veritabanı ile daha da ileriye taşıyor. Yerel yönetim yetkilileri, ürünlerin satış verilerini tarih, satıcı, üretici, ürün, çeşit, miktar, fiyat ve mali belgeler bazında kayıt altına alıyor. Ayrıca​ %100 Ekolojik Pazarlar’da satılan tüm ürünlere ait sertifikalara www.ekolojikpazarlar.org adresinden ulaşılabiliyor.

Belediyelerin yanı sıra, Buğday Derneği ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da denetimleri yapılan Pazarlar’da, düzenli olarak ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlara gönderiliyor. Kalıntı çıkan veya sertifika kapsamı dışında ürün sattığı tespit edilen üreticiler ve esnaf pazardan men ediliyor.

Güvenilir Gıda İçin Organik Tarım Desteklenmeli 

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl en az 3 milyon kişi pestisit zehirlenmesine maruz kalmaktadır. Her yıl büyük çoğunluğu tarım sektör çalışanlarının oluşturduğu 20 bin kişi yanlış pestisit uygulamaları nedeniyle ölmektedir.

Kullanılan kimyasalların gıdada bıraktığı kalıntılar vücudumuza alınarak birikmektedir. Biriken kimyasallar kanser, üreme bozuklukları, hormon dengelerinde bozukluklar, bağışıklık sistemi sorunları, sinir sistemi rahatsızlıkları (beyin gelişiminde zarar, depresyon, konsantrasyon bozukluğu vs ), alerjiler, astım gibi birçok sağlık sorununa sebep olabilmektedir.

Araştırmalar, endüstriyel, yoğun tarımda kullanılan tarım zehiri ve sentetik kimyasal gübrelerin, yanlış toprak işleme uygulamalarının toprağı fakirleştirdiği, yeraltı sularını kirlettiği için sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Petrol ve ürünlerine dayanan bu tarım sistemi toprağın tuzlanmasına sebep olmakta, küresel iklim değişikliğini de ciddi biçimde etkilemektedir. Ayrıca zamanla hastalık etmenleri ve böceklerin tarım zehiri pestisitlere karşı direnç geliştirdikleri, dirençli tür sayısının arttığı tespit edilmiştir.

Organik üretimin, dünyada hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayacağını iddia eden konvansiyonel tarım savunucularının aksine, bilimsel araştırmalar organik tarımın dünyayı besleyebileceğini kanıtlıyor. Sağlıklı, güvenilir gıda hakkımızı korumak ve doğanın sürdürülebilirliğini sağlamak için organik tarım ve organik ürünler desteklenmeli.

Kartal %100 Ekolojik Pazar 10.Yıl Kutlamaları Etkinlik Programı

Gelin, Kartal %100 Ekolojik Pazar’ın 10. yaşını hep birlikte kutlayalım.

  • Ayrıntılı adres bilgisine buradan ulaşabilirsiniz.
11 Ara

KAYSERİ KOCASİNAN %100 EKOLOJİK PAZAR’IN BEREKETİ HER GEÇEN YIL ARTIYOR

Kayseri’de bu yıl 7. kez kurulan Kocasinan %100 Ekolojik Pazar’daki satış verileri Kayseri’de organik üretimin gelişmeye devam ettiğini ve organik ürüne olan ilginin giderek arttığını ortaya koydu.

Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Kocasinan Belediye Başkanlığı, Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği işbirliği ile 2013 yılında kurulan ve mevsimlik olarak hizmet veren Kocasinan %100 Ekolojik Pazarı, Erciyesevler Mahallesi’nde 28 Temmuz’da sezonu açarak, üç ay boyunca hizmet verdi. Bereketli bir sezon geçiren Pazar, 7. yılında da tüketicilere temiz, güvenilir ve sertifikalı organik ürünler sunmayı sürdürdü.

70 üretici 2300 dekar alanda organik üretim yapıyor

Ekolojik tarımı yaygınlaştırmak; üreticiyi örgütlemek, teşvik etmek, pazarlama sorununu çözmek ve paralelinde tüketiciyi bilinçlendirmeyi amaçlayan Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen “Organik Tarımın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında 10 ilçede toplam 70 üretici 2300 dekar alanda geçiş 1, geçiş 2 ve organik sertifikalı üretim yapıyor. Bu üreticilerden 41’i, %100 Ekolojik Pazar’a ürünleriyle katılıyor.

Kayseri organik tarımın geliştirilmesinde başarılı bir örnek

Ekolojik pazarda bu yıl 187.261,30 kg. taze sebze ve meyve satışı gerçekleşirken son 5 yılın toplam taze sebze ve meyve satışı 821.363,56 kg.’a ulaştı. Üreticilerin bu yıl %100 Ekolojik Pazar’dan elde ettikleri toplam gelir ise 716.545 TL.

Kayseri Kocasinan
%100 Ekolojik Pazar
Taze sebze ve meyve
Toplam satış (KG)
Taze sebze ve meyve
Ciro (TL)
2015 139.181,35 327.704,50
2016 183.511,46 477.383,00
2017 151.817,10 394.645,00
2018 159.592,35 591.293,00
2019 187.261,30 716.545,00
TOPLAM 821.363,56 2.507.570,5

Buğday Derneği tarafından hazırlanan web tabanlı veri kayıt ve takip programının sonuçlarını değerlendiren Buğday Derneği Genel Müdürü ve %100 Ekolojik Pazarlar Koordinatörü Batur Şehirlioğlu Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazar’daki ürün fiyatlarına dikkat çekti ve şu açıklamalarda bulundu: “Görülüyor ki devlet, üretimi; yerel yönetimler de sivil toplum örgütlerinin katkıları ile organik pazarları destekler, üretim ve tüketimde yerellik sağlanarak organik pazarlar üreticiden tüketiciye hale gelirse, organik ürünlerdeki fiyatlar da aşağı çekilebiliyor. Kayseri organik pazar fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’deki organik pazarların nerede ise yarısı bir bedel. Buğday Derneği olarak Tarım ve Ormancılık Bakanlığımızı ve yerel yönetimleri işbirliği içinde hem üretim hem pazar ayağı bir arada olacak şekilde organik tarımı desteklemeye çağırıyoruz. Kayseri Kocasinan %100 Ekolojik Pazar modelinin yaygınlaşmasını temenni ediyoruz.”

Güvenilir gıda için organik tarım desteklenmeli

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl en az 3 milyon kişi pestisit zehirlenmesine maruz kalmaktadır. Her yıl büyük çoğunluğu tarım sektör çalışanlarının oluşturduğu 20 bin kişi yanlış pestisit uygulamaları nedeniyle ölmektedir.

Kullanılan kimyasalların gıdada bıraktığı kalıntılar vücudumuza alınarak birikmektedir. Biriken kimyasallar kanser, üreme bozuklukları, hormon dengelerinde bozukluklar, bağışıklık sistemi sorunları, sinir sistemi rahatsızlıkları (beyin gelişiminde zarar, depresyon, konsantrasyon bozukluğu vs ), alerjiler, astım gibi birçok sağlık sorununa sebep olabilmektedir.

Sağlıklı, güvenilir gıda hakkımızı korumak ve doğanın sürdürülebilirliğini sağlamak için organik tarım ve organik ürünler desteklenmeli.

01 Eki

Nerede kahvaltı edersiniz?

Bir kaç sene öncesine kadar da cevabım; dışarıda kahvaltı yapmıyorum olurdu. Dostlarımla buluşmaya kısıtlı zaman olduğundan ne yalan söyleyeyim, şarap olan bir masanın etrafında olmayı tercih ediyorum. Ayrıca, ucu açık ve nereye çekerseniz gidebilecek türden bizim kahvaltımız. Ekmeği fazla kaçırınca telafi edilmez sonuçlar doğabiliyor.

Domatesli feslegenli ve balkabaklı

Ben bütünsel beslenmeyi hayat tarzı haline getirmiş birisi olarak klasik kahvaltımızda ekmeği fazla kaçırmaktan çekindiğim için kaçınanlardanım. Bu yüzden sabah kahvaltım bambaşka. İlerleyen yazılarımda bütünsel beslenme ve bunun nasıl yaşam tarzı haline getirilip, bağırsaklarımızdan başlayarak, mutluluğun beynimize oradan da tüm bedenimize nasıl yayıldığını anlatacağım. Zaten Ocak ayında bu konu ile ilgili eğitim almak üzere İngiltere’ye gidiyorum. Oradan da bol bol bilgi aktarımına devam edeceğim.

Gelelim dışarıda kahvaltıya. Eşim şef ben gastronomi yazarı olunca, vakit geçirdiğimiz yerler genelde malzeme bulmak için yerel üreticiler, pazarlar ve üzüm tanımak için bağlar oluyor. Bundan da çok keyif alıyoruz. Hayat tarzımız bu. Sürekli yaratabilmek için hep aramak, malzeme peşinde koşmak ve keşfetmek gerekiyor. Durum böyle olunca İstanbul ve civarındaki organik ve yerel pazarları kaçırmıyoruz. Feriköy de Cumartesileri kurulan ekolojik pazarda Hacer Anne ve nefis organik gözlemeleri ile birkaç sene önce  tanıştık. Sonra ilişkimiz derinleştikçe tezgahlarında duran ve son derece mesafeli olduğum hamur işi ürünleri ile yavaş yavaş tanışmaya başladım.

Feriköy’deki ekolojik pazarın meşhur organik gözlemeleri

Arada kaçamak yapmak istediğimde hem eşim hem de dostlarımla bu tezgahta buluşuyoruz. Domatesli ve fesleğenli börek, zencefilli ve zerdeçallı ve yeşil mercimekli börek, balkabaklı börek spesiyallerinden bazıları. Ama en çok organik tam buğday unu ile yaptıkları gözlemelere bayılıyorum. Otlu, patatesli, peynirli, patlıcanlı, kıymalı…

Ayten abla ve taze sıkım meyve suları

Hepsi organik malzemelerle, hepsi taptaze. Organik sızma zeytin yağı, yağ yanmasın diye gözleme  piştikten sonra sürülüyor. Gözlemenin içindeki taze malzemelerin besin değeri yüksek, hepsi pazardan. Birde tüm aile orada. Büyük oğlu Haluk siparişlerden sorumlu, baba bizlerle ilgileniyor. Hacer Anne her şeyi kontrol ediyor, hem de güler yüzü ve tatlı sohbeti ile hep etrafımızda bize sürekli yeni lezzetler tattırma peşinde. Gözlememizin yanında, hemen yan tezgahtan seçtiğimiz meyve ve sebzelerle Ayten Abla’ dan taze meyve sularımızı da gönlümüze göre hazırlatıyoruz. Birde yanına çay almaz mısınız? Buyurun çay da organik, çay da pazardaki satıcılardan.

Burada her şey gerçek. Malzemeler gerçek, sohbet gerçek, lezzet gerçek… Şimdi kahvaltı diye başlayıp gözleme mi anlattın diyeceksiniz? Evet çünkü benim kahvaltıdan anlayışım; bulunmaktan mutlu olduğum yerde, görmekten mutluluk duyduğum kişilerle birlikte, besleyici, lezzetli şeyleri keyifle paylaşabilmek.

Hacer anne ile tanışın, her Cumartesi aynı yerde.

Mercimekli zerdecalli börek

Resimde en sağdaki Hacer anne

 

Haber Kaynağı: https://www.haberturk.com/htgastro/kesfet/ferikoy-organik-pazarda-kahvalti